EMDR

EMDR (Eye Movement Desensization and Processing) Francine Shapiro‘nun 1987’de spontane göz hareketlerinin rahatsızlık veren ve negatif olan düşünceleri azalttığını fark etmesiyle geliştirmiş olduğu güçlü ve etkin bir psikoterapi yaklaşımıdır. Öncelikle EMD (Eye Movement Desensization) ismi belirlenmiştir. 1990 yılında yapılan araştırmalarda duyarsızlaştırma ve bilgi işleme sürecinin daha uygun olacağı düşünülerek EMDR (Eye Movement Desensitization and Processing) olarak isimlendirilmiştir. Literatürde yazım ve telaffuz kolaylığı nedeniyle sıklıkla İngilizce kısaltması olan EMDR kısaltması kullanılmaktadır.
Shapiro EMDR yaklaşımını travma danışanlarıyla bilimsel olarak incelemiş ve 1989 yılında yaklaşımdaki başarıyı gösteren iki kontrollü çalışma yayınlamıştır (Shapiro, 1989a; Shapiro, 1989b). 1989 yılından itibaren EMDR, sıradan bir duyarsızlaştırma tekniğinden çıkıp, bilimsel alanlarda kabul edilen ve etkinliği üzerinde çalışmalar yapılan, detaylı ve kapsayıcı bir psikoterapi yaklaşımı olmuş, psikolojik danışma ve psikoterapi alanlarında giderek kullanımı artmış ve günümüzde dünya çapında en sık kullanılan yaklaşımlardan biri olmuştur.
EMDR, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün 2013’te yayınladığı el kitapçığı/kullanım rehberinde yerini almıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan bu el kitapçığında çocuk, ergen ve yetişkinlerin Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) tedavisinde EMDR yaklaşımının uygulanması önerilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün bu el kitapçığı EMDR’ı terapi yaklaşımı olarak kabul ettiğini göstermektedir. 1989 yılından günümüze kadar EMDR ile ilgili bir çok araştırma yapılmıştır ve EMDR’ın travma tedavisindeki başarısı dünya çapındaki birçok klinik uygulama ve ulusal sağlık merkezlerince onay görmüştür. Bunlar:
Avrupa’da;
Kuzey İrlanda Sağlık Bakanlığı (Northern Ireland Department of Health; CREST, 2003),
Hollanda Sağlık Geliştirme Enstitüsü (Dutch Institute for Healthcare Improvement; 2003),
Fransa Uluslararası Sağlık ve Araştırma Enstitüsü (INSERM, 2004),
Ulusal Britanya Akıl Sağlığı Birliği (NICE, 2005),
İsveç Teknoloji Değerlendirme Konseyi (2001),
Birleşmiş Krallık Sağlık Bakanlığı’dır (2001).
Amerika’da ise;
Amerikan Psikoloji Derneği (Chambless ve ark., 1998),
Amerikan Psikiyatri Derneği (2004),
Ulusal Sağlık Örgütü (2007),
Amerika Savaş Gazileri ve Savunma Bakanlığı (2004).
Uluslararası Travmatik Stres Çalışmaları Topluluğu da EMDR’ı çalışma kılavuzlarına dahil etmişlerdir.
EMDR dünya çapında sıklıkla kullanılan ve geçerliliği bilimsel alanda kabul görmüş yaklaşımlar olan psikodinamik, bilişsel davranışçı ve danışan merkezli yaklaşımların birçok farklı ve etkin taraflarını birleştirmiş, analiz etmiş ve daha kapsamlı, yapılandırılmış bütüncül bir psikoterapi yöntemi haline gelmiştir. EMDR’ı diğer terapi yöntemlerinden ayıran en belirgin yönü ise bir taraftan sürekli gelen ritmik ve çift yönlü uyarım (titreşim topları, göz hareketleri, işitsel uyarım veya dokunsal vuruşlar) kullanılırken, diğer taraftan danışanın travmatik anıya odaklanmasının sağlanmasıdır. Danışanlar travmatik anıya odaklandırılıp travmatik anılar geri çağırılırken, içsel duygu ve düşüncelere yoğunlaşılır ve dikkat eş zamanlı olarak dışsal bir uyarana (titreşim topları, göz hareketleri, işitsel uyarım veya dokunsal vuruşlar) kaydırılır.
EMDR yaklaşımına göre travmatik yaşantılar, bellekte sağlıklı şekilde işlenmeden depolanabilir. Bu tür anılar anı ağlarının merkezinde yer alan ve “düğüm” olarak adlandırılan deneyimlerdir. EMDR’ın amacı bu düğümleri çözerek anının yeniden işlenmesini sağlamaktır. İşlenmeden depolanan travmatik anılar, kişinin işlevsel olmayan tepkiler vermesine ve kendilik algısının zayıflamasına yol açabilir. Güncel yaşantılar da mevcut anı ağlarıyla bağlantılı olduğu için, bu işlenmemiş anılar tarafından etkilenebilir. Bellekteki bu anılar görüntüler, düşünceler ve bedensel duyumlar gibi çeşitli bilgilerden oluşur. Ancak travmatik deneyimlerde bu bilgiler, nörobiyolojik düzeyde diğer bilgilerle uyum sağlayacak şekilde işlenmeden, adeta “donmuş” halde saklanabilir. Özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmalar bu şekilde depolanma eğilimindedir. Bu deneyimler bazen tecavüz veya savaş gibi açık ve ağır travmalar (“T” travması) olabilir; bazen de kişide “değersizim” ya da “yetersizim” gibi olumsuz inançların gelişmesine yol açan daha küçük fakat etkili yaşantılar (“t” travması) şeklinde ortaya çıkabilir.

işlenmemiş anılar özgün halleriyle depolandıkları için bireyin şimdiki yaşamını güçlü biçimde etkileyebilir. Güncel psikolojik sorunların önemli bir kısmının kökeni geçmiş deneyimlerde bulunur. Birçok kişinin hayatı boyunca benzer sorunları tekrar yaşamasının nedeni de bu işlenmemiş travmatik anılar olabilir. EMDR sürecinde bu anılar işlendiğinde, donmuş haldeki bilgi işlevsel bir yapıya dönüşür ve kişinin daha uyumlu tepkiler geliştirmesine yardımcı olur.
EMDR’de kullanılan göz hareketleri ve diğer iki yönlü uyaranların (titreşim topları, göz hareketleri, işitsel uyarım veya dokunsal vuruşlar) bilgi işleme sürecini harekete geçirdiği varsayılmaktadır. Araştırmalar, bu tür uyarımların travmatik anılara bağlı duygu yoğunluğunu ve zihinsel imgelerin canlılığını azaltabildiğini göstermektedir. Sıkıntının ve buna bağlı kaçınmanın azalmasıyla birlikte duyarsızlaşma gerçekleşir ve anının işlenmesi kolaylaşır. Böylece anıya ait bilgiler daha uyumlu bir biçimde yeniden düzenlenerek bellek ağı içinde yeni bağlantılar kurabilir.
EMDR’ın Sekiz Aşaması
EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) uygulaması sekiz aşamadan oluşur ve her aşama danışanın güvenliğini, duygusal dengesini ve travmatik anıların sağlıklı biçimde işlenmesini desteklemeyi amaçlar. Sürecin ilk aşamalarında danışanın geçmiş yaşantıları değerlendirilir ve seans için bir plan oluşturulur. Ardından kişi travmatik anılarla çalışmaya hazırlanır ve duygusal olarak zorlayıcı durumlarla baş edebilmesine yardımcı olacak teknikler öğrenir.
1. Öykü Alma ve Planlama
İlk aşamada danışanın yaşam öyküsü değerlendirilir ve seans sürecinde çalışılacak travmatik anılar belirlenir. Bu bilgiler doğrultusunda kişiye özel bir plan oluşturulur.
2. Hazırlık ve Stabilizasyon
Bu aşamada danışman ve danışan arasında güvene dayalı bir ilişki kurulması hedeflenir. Danışana EMDR süreci hakkında bilgi verilir ve seanslar sırasında ortaya çıkabilecek yoğun duygularla başa çıkabilmesi için gevşeme ve kendini yatıştırma teknikleri öğretilir.
3. Değerlendirme
Çalışılacak travmatik anıyı temsil eden bir görüntü seçilir. Danışan bu anıyla ilişkili olumsuz düşünceyi, duyguları ve beden duyumlarını tanımlar. Aynı zamanda bu anıyla ilgili sahip olmak istediği olumlu düşünce de belirlenir. Rahatsızlık düzeyi ve olumlu düşüncenin inandırıcılığı çeşitli ölçeklerle değerlendirilir.
4. Duyarsızlaştırma
Danışan travmatik anıya odaklanırken göz hareketleri gibi iki yönlü uyarımlar (titreşim topları, göz hareketleri, işitsel uyarım veya dokunsal vuruşlar) uygulanır. Bu süreçte anıya bağlı yoğun duyguların giderek azalması ve travmatik bilginin işlenmesi amaçlanır.
5. Yerleştirme
Rahatsızlık azaldığında danışanın belirlediği olumlu düşünce güçlendirilir ve travmatik anıyla ilişkilendirilir. Böylece kişi geçmiş olayı daha işlevsel bir bakış açısıyla değerlendirmeye başlayabilir.
6. Beden Taraması
Travmatik anı hatırlandığında bedende kalan gerginlik veya rahatsızlık olup olmadığı kontrol edilir. Eğer fiziksel bir gerilim hissediliyorsa işlemleme devam ettirilir.
7. Kapanış
Seansın sonunda danışanın duygusal olarak dengede olması sağlanır. İşlemleme tamamlanmamışsa rahatlatıcı teknikler uygulanarak seans güvenli şekilde sonlandırılır.
8. Yeniden Değerlendirme
Bir sonraki seansın başında önceki çalışmanın etkileri gözden geçirilir. Hedef anının mevcut durumu değerlendirilir ve gerekirse yeni anılar üzerinde çalışılmaya başlanır.

EMDR’de Güvenli Yer Tekniği
EMDR’a başlamadan önce danışanlara genellikle “güvenli yer” egzersizi öğretilir. Bu teknikte kişi kendisini huzurlu ve güvende hissettiği bir yeri zihninde canlandırır. Bu imgeye odaklanırken uygulanan iki yönlü uyarımlar sayesinde rahatlama hissi güçlendirilir. Danışan, seans sırasında veya günlük yaşamda yoğun stres yaşadığında bu zihinsel güvenli alanı kullanarak duygularını daha kolay düzenleyebilir.
EMDR Seans Süreçleri ve Planlaması
EMDR’da toplam süre danışanın kişisel geçmişine, yaşadığı semptomların şiddetine ve hedeflenen travmatik anıların karmaşıklığına göre kişiye özel olarak şekillenir. Bazı durumlarda tek bir seansta dahi anlamlı bir ilerleme gözlemlenebilirken, daha derin ve komplike durumlarda sürecin tamamlanması zaman alabilmektedir. Duygusal yüklerin sağlıklı bir şekilde çözümlenebilmesi ve anıların işlenebilmesi için en az 3 seanslık bir plan önerilmektedir. Daha belirgin travmalar için bu süreç genellikle 8-10 seans bandında ilerlemektedir. Kronik depresyon gibi daha yoğun ve köklü psikolojik destek gerektiren durumlarda ise seans planı 20 seans ve üzerine yayılabilir.
EMDR, esnek bir yapıya sahip olup iyileşme hızı tamamen bireyin psikolojik ihtiyaçlarına ve travmanın doğasına göre değişebilmektedir.
EMDR Kimler İçin Uygundur?
Her yaştan ve her cinsiyetten birey için uygun bir yöntemdir. (Çocuklara uygulanabilmesi için danışmanın bu alanda özel eğitim almış olması şarttır.) Geçmişteki olumsuz deneyimlerin etkisinden kurtulmak isteyen herkes bu terapiden faydalanabilir.
EMDR Hangi Alanlarda Kullanılır?
1. Travma ve Stres Kaynaklı Bozukluklar
Bu alan, EMDR’nin en güçlü olduğu ve en sık tercih edildiği kategoridir:
Akut ve Kronik Travmalar: Taciz, tecavüz, işkence, doğal afetler veya savaş gibi ağır yaşam olayları.
Kayıp ve Yas Süreçleri: Bir yakının ölümü veya ağır bir ayrılık sonrası atlatılamayan keder hali.
Kaza Sonrası Stres: Trafik kazaları, iş kazaları veya fiziksel saldırı sonrası oluşan tetikleyiciler.
2. Psikolojik ve Duygusal Rahatsızlıklar
Zihinsel sağlığı etkileyen ve yaşam kalitesini düşüren süreçlerde yoğun olarak kullanılır:
Anksiyete ve Panik Bozukluk: Yaygın kaygı hali, ani panik ataklar ve sosyal fobi.
Depresyon: Geçmişteki olumsuz anıların tetiklediği kronik mutsuzluk ve isteksizlik durumları.
Özgüven ve Performans Sorunları: Topluluk önünde konuşma korkusu, sınav kaygısı veya iş hayatındaki performans blokajları.
Bağımlılık ve Dürtü Kontrolü: Yeme bozuklukları (anoreksiya, bulimia) ve çeşitli bağımlılık türlerinin altındaki travmatik nedenlerin işlenmesi.
Kimlere Uygulanması Riskli Olabilir?
EMDR her ne kadar güvenli olsa da, şu durumlarda dikkatli olunmalı veya öncelik başka tedavilere verilmelidir:
Akut Psikoz: Gerçeklikle bağın koptuğu aktif psikotik dönemlerde önerilmez.
Ciddi Madde Bağımlılığı: Kişi detoks aşamasındayken duygusal boşalmaları yönetmek zor olabilir.
Nörolojik Hassasiyet: Epilepsi gibi nörolojik rahatsızlığı olanlarda, kullanılan ışık veya hareket uyaranları doktor kontrolünde planlanmalıdır.
Merak Edilen Sorularla EMDR
u003cstrongu003eEMDR Hafıza Siler mi?u003c/strongu003e
Hayır, bu yöntem bir hafıza silme işlemi değildir. Amaç, yaşanan olayı zihinden yok etmek değil; o anıya eşlik eden yoğun acı, korku veya öfke gibi rahatsız edici duyguları etkisiz hale getirerek anının u0022sıradanlaşmasınıu0022 sağlamaktır.
u003cstrongu003eEMDR’dan Sonra Ne Olur?u003c/strongu003e
Seans sonrasında zihin, anıları işlemeye bir süre daha devam edebilir. Bu durum geçici bir yorgunluk veya daha canlı ve duygu yoğunluğu yüksek rüyalar şeklinde kendini gösterebilir; ancak süreç tamamlandığında danışan üzerinde ağır yük oluşturan duygularda belirgin bir hafifleme hissedilir.
u003cstrongu003eYanlış Uygulanırsa Ne Olur?u003c/strongu003e
Uzman olmayan kişilerce yapılan uygulamalar, travmatik anının işlenmeden u0022açıkta kalmasınau0022 ve danışanın duygusal olarak zorlanmasına yol açabilir. Bu nedenle EMDR’ın mutlaka sertifikalı bir uzman tarafından yönetilmesi gerekir.