Kayıp ve Yas Süreçleri

İnsanın doğası gereği bağ kurmaya ihtiyacı vardır ve insan yaşamı da bu bağların anlamıyla şekillenir. Sevdiğimiz kişiler, gelecek ile ilgili hayallerimiz, alıştığımız roller, işimiz, sağlığımız ya da yaşamımızın içinde kurduğumuz düzenimiz hepsi kimliğimizin bir parçası haline gelir. Bu nedenle kayıp, bilinenin aksine yalnızca bir şeyin ya da birinin yokluğu değildir. Bununla beraber kişinin kendi iç dünyasında bir parçasını kaybetmesi ya da o parçanın dönüşmesi anlamına da gelir. Yas da bu dönüşüm ya da kayıp karşısında ortaya çıkan tamamen olağan, doğal, insani ve çoğu zaman da karmaşık bir süreçtir.
Toplumda yas süreci hakkında yasın çabuk atlatılması gereken bir durum olduğu ya da güçlü insanların yas tutmadığına dair belli başlı örtük inançlar bulunur. Oysa yas bilinenin aksine zayıflık değil sevmenin, bağ kurmanın ve anlam yaratmanın sonucunda ortaya çıkan bir süreçtir.
Kayıp Nedir?
Kayıp denildiğinde çoğu kişinin aklına ölüm gelse de psikolojik açıdan kayıp, çok daha geniş ve kapsamlıdır. Bir yakının vefatı, boşanma, bir arkadaşın hayatından çıkması, iş kaybı, sağlık problemleri, taşınma, hatta bir hayalin gerçekleşmemesi bile bireye kayıp deneyimi yaşatabilir. Çünkü belirleyici olan, kişinin kaybettiği şey ile kurduğu bağın önemi ve derinliğidir.
Örneğin bir kişi için bir hastalığa yakalanmak kişinin sağlıklı parçasını kaybetmek anlamına gelebilir. Yıllarca emek verdiği işini kaybetmek, kimliğini oluşturan önemli bir parçasını kaybetmek anlamına gelebilir. Benzer şekilde bir ilişkiyi sonlandırmak, yalnızca o kişiyi değil o ilişkiyle birlikte kurulan gelecek hayalini, o kişinin yanındayken bulunduğu kimliği ve o kişinin hissettirdiği hisleri de kaybetmek demektir. Bu nedenle kaybın büyüklüğü dışarıdan görünen durumla değil kaybı yaşayan kişinin iç dünyasından anlaşılır.
Yasın Doğası
Yas inişli çıkışlı bir süreçtir olmakla beraber kişiye özel ve biricik bir süreçtir. Yani her kayıp yaşayan kişi yas sürecini aynı sırayla, aynı duyguları yaşayarak geçirmez. Kimi zaman yoğun bir üzüntü, hayal kırıklığı hissedilirken, kimi zaman öfke, suçluluk, boşluk ya da anlamsızlık duyguları daha belirgin olabilir. Yas sürecinde kişi bazı günler kendini daha iyi ve toparlanmış hissederken, bazı günler en başa dönmüş gibi ve üzgün hissedebilir.
Yas sürecinde sık kişi, kabullenme konusunda inkar, ‘benim yüzümden oldu’, ‘daha farklı yapabilirdim.’ gibi suçluluk içeren düşüncelere, kendine, başkalarına ya da hayata karşı öfke, suçluluk düşünceleri, yoğun özlem duygusu, uyku ve iştah değişiklikleri, odaklanma konusunda problem yaşama, boşluk hissi yaşayabilir.
Yas içsel bir yeniden yapılanma sürecidir bu nedenle yukarıda belirtilen deneyimler zihnin ve bedenin kaybı anlamlandırmaya çalışmasının parçası olmalıdır.
İnkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme yas sürecinde genelde yaşanan duygulardır. Ancak herkes için farklılık gösterebilir.
Yas, bazen beklenmedik bir anda, bir yer, bir koku, bir şarkı ya da bir anı ile yoğunlaşabilir. Kimi zaman ise günlük yaşamın içinde daha geri planda ve daha hafif kalabilir. Bu değişkenlik, sürecin doğal bir parçasıdır.
Sağlıklı Yas ve Karmaşık Yas
Yas zorlayıcıdır ancak kişinin zamanla bu kayıpla yaşamayı öğrenmesi ve yaşamla yeniden bağ kurabilmesi beklenir.
Bazı durumlarda ise yas süreci takılı kalabilir. Kaybın getirdiği yoğun acı uzun süre değişmeden olduğu haliyle kalırsa, kişi günlük işlevselliğini sürdürmekte problem yaşarsa ya da iş, aile, sosyal çevre gibi yaşam alanlarına yönelmekte zorlanmalar devam ederse bu durum karmaşık yas olarak adlandırılır ve profesyonel destek gerektirebilir.
Kişinin yaşamla yeniden bağ kurabilme kapasitesi, sürecin sağlıklı ilerleyip ilerlemediği hakkında ipuçları verir.
Yas Tutmak
Modern yaşam, çoğu zaman duygularla temas etmeyi zorlaştırır. Hızlı olmak, güçlü görünmek ve devam etmek beklenir. Bu da yas sürecinin bastırılmasına neden olabilir. Oysa bastırılan yas, zamanla farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Yoğun kaygı, öfke patlamaları ya da bedensel belirtiler görülebilmektedir.
Yas tutmak, kaybı onurlandırmanın ve onunla ilişkimizi yeniden kurmanın bir yoludur. Ağlamak, hatırlamak, konuşmak ya da sadece sessizce hissetmek… Tüm bunlar iyileşmenin parçalarıdır. Yas, çözülmesi gereken bir problem değil; yaşanması gereken bir süreçtir.
Yas Sürecinde Destek
Yas yaşayan birine destek olmak isteyen çoğu kişi ne söyleyeceğini bilemediğini dile getirir. İyi niyetli olsa da ‘Hayat devam ediyor, ‘Güçlü olmalısın’ ya da ‘Zaman her şeyi iyileştirir’ gibi cümleler kişinin duygusunu görünmez kılabilir.
Yas sürecinde olan kişinin ihtiyacı duygularına eşlik edilmesi ve anlaşılmasıdır. Bu noktada da destek olmanın yolu kişinin duygusuna alan açmaktan geçer. Dinlemek, yanında olduğunu hissettirmek ve onun sürecine saygı duymak yapılabilecek en iyi yaklaşımdır. Bazen hiçbir şey söylemeden sadece orada, o kişiyle olmak bile büyük bir destek hissettirebilir.
Herkesin baş etme şekli farklı olduğu için kişinin sürecine saygı duymak gerekir. Kimi insanlar konuşarak, kimisi hiç konuşmayarak, kimi insanlar da yazarak yasını yaşayabilir.
Yas süreci kaybı olduğu kadar yaşamın anlamını da sorgulatır. ‘Neden benim başıma geldi?’ ‘Bunu hak edecek ne yaptım?’ gibi sorular da kişinin zihnine gelebilir. Bu soru çoğu koşulda net bir cevap bulamaz ancak kişinin kendi anlamını oluşturma sürecine katkı sağlayabilir.
Kayıp bazı insanların yaşamlarına yeni bir yön vermesini sağlar. Kişi değerlerini yeniden gözden geçirebilir, bağlarını güçlendirebilir ya da diğer kişilere destek olma motivasyonunu arttırabilir. Bu sayede acı yok olmaz ancak acının yanında yeni bir anlamın da var olabileceğini gösterebilir.
Ne Zaman Destek Alınmalı?
Yas sürecinde profesyonel destek almak, sürecin sağlıksız olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, kişinin kendine alan açma ve bu süreci daha sağlıklı işleme motivasyonunun bir işaretidir.
Yoğun duyguların uzun süre azalmadan olduğu haliyle devam etmesi, günlük yaşam işlevselliğinde belirgin zorlanmalar, kendine ya da başkalarına zarar verme düşünceleri, sosyal ilişkilerden kopma içe çekilme, kaybı reddetme gibi durumlar gözlemlendiğinde destek almak gereklidir.
Kayıp ve yas, yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Her ne kadar zorlayıcı olsa da, bu süreç insanın iç dünyasında derin bir dönüşüm potansiyeli taşır. Yas, bağ kurmanın ve sevginin bir sonucudur ve kaybettiğimiz şeyin bizim için ne kadar önemli ve değerli olduğunu gösterir.
Bu nedenle yasla mücadele etmek ya da onu görmezden gelmeye çalışmak yerine ona temas etmek daha iyileştiricidir. Yas bitmez şekil değiştirir. En zorlayıcı ve derin kayıplar bile kişinin içinde yeni bir anlamın filizlenmesini sağlayabilir.