Depresyon

İzmir Depresyon Tedavisi ve Psikolojik Danışmanlık
Depresyon, kişinin duygu durumu, düşüncelerini ve günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ruh sağlığı sorunudur. Çoğunlukla üzgün olma hissi ile karıştırılabilir. Ancak, yaşam enerjisi azalmış, hayattan keyif almama, değersizlik duygusu ile tanımlanabilen hassas bir dönemdir.
Bireyin, sadece kendini değil, sosyal yaşantısında, etrafındaki, arkadaşları, ailesini etkilediği gibi, okul veya iş yaşamını da olumsuz olarak sonuçlara götürebilir. Artık depresyon, dünyada sıkça görülen ruhsal bozukluklardan birisi olarak tanımlanmaktadır.
Depresyonun ortaya çıkmasında, yalnızca bir neden değil, bir çok faktörün yaşanması ile geliştiği anlaşılmakta. Özellikle stres, yaşanan günlük olaylar ve travmalar, aileden gelen genetiğe dayalı bozukluklar, başlıca nedenler denilebilir.
Depresyon belirtileri nelerdir?
Farklı kişilerde, farklı senaryolar ve duruma göre sonuçlar ortaya çıkabilir. Ancak ana olarak üç başlık altında toplababilir.
Duygusal belirtileri ele alırsak, sürekli üzüntü, umutsuzluk, değersizlik, karamsarlık, zevk almama, sık sık ağlama isteği denebilir.
Diğer taraftan bilişsel olarak yansıyan belirtilerde, konsantre olamama, karar verme zorluğu, sürekli olumsuz düşünme, geleceğe dair negatif düşünceler, intihar fikrine kapılma gözlenebilir.
Fiziksel belirtiler ise daha somut olarak ortaya çıkar. Uyku bozukluklukları, iştah artması veya azalması, sürekli yorgunluk, psikomotor becerelerinin yavaşlaması ve huzursuzluk daha belirgindir.
Depresyon, sadece belirtilerin değil, bu belirtiler ne kadar zamandır mevcut ve kişinin yaşamına ne ölçüde etki etmekte olduğu da göz önüne olarak tanımlanır.
Depresyon Türleri Nelerdir?
Majör Depresif Bozukluk
En yaygın olarak tanımlanan depresyon türüdür. Depresyona giren kişinin en azından 2 haftadır sürekli olarak, üzüntü,zevk alamama, enerji kaybı, yorgunluk gibi belirtileri ile ortaya çıkar.
Yakınını kaybvetme, yas veya moral bozukluğu durumları ile karıştırabilir ancak, geçici olduğu bilinen dönemler ile karıştırılmamalıdır. Majör depresif bozukluk, kişinin kendine saygısını kaybetmesi, çökkün duygu durumu sürekli devam ederse, kronikleşme eğilimi göstermekte ve tedavi gerektiren bir sağlık sorununa dönüşebilir.
Majör depresif bozukluk, dönemi uzadıkça, fiziksel ve hormonel dengenin bozulması ortaya çıkar. Seratonin, dopamin hormonlarında değişiklikler, kortizol hormonun sürekli yüksek olması, duygu durumunda negatif etkiler sağlar. Bunun sonucunda, işlevsellik kayıpları görülebilir.
Bu işlevsellik kayıpları, basit işleri bile yapmanın çok zor gelmesi, sürekli erteleme, rutinlerini yerine getirememe gibi görülebilir. Aslında tembellik ve veya zayıflık gibi görünen bu davranışlar, beyin ve hormonların doğru çalışmadığının göstergesidir.
Persistan Depresif Bozukluk
Eski bilinen adı Distimi olan persistan depresif bozukluk, kronikleşmiş ve kişinin karakteri haline gelmiş durumdur. Bu tanının konulması için yetişkin kişilerde en az 2 yıl, çocuk ve ergenlerde ise 1 yıl gözlemlenmiş olması gerekir.
Kişi bu kendini tarif edreken ve tanımlarken, ben hep böyleyidim, bu benim yapım olarak ruh haline hapsolmuş olabilir.
Kronik yetersizlik hissi, düşük özgüven, başarısızlık beklentisi genellikle görülebilir. Karamsar duruş, geleceğe dair umutsuzluk yaşamının bir parçasıdır. Sürekli bitkin, az veya çok uyuma, yine az veya çok iştah süreklilik haline gelmiştir. Ayrıca odaklanma güçlüğü görülebilir.
Zamanında müdahale edilmemiş, persistan depresif bozukluğa sahip kişiler, genellikle ergenlik dönemlerinden başlayan bir yükseliş ile kişinin hayatına kademe kademe işlemiş olmaktadır. Bu durum, özellikle, psikolog yardımı almayı göeciktiren ve görmezden gelinmiş olmasından kaynaklanır.
Doğum Sonrası (Postpartum) Depresyon
Bebeğin dünyaya gelişi ne kadar sevindirici ve anne olmanın mutluluğunu gösteriyor olsa da, aksine anne, derin bir boşluk, hüzün ve yeterli olamama hissine kapılır. Bu süreçte, anne sadece kendi ruh sağlığı ile değil, bebeği ile ile kurduğu ilk bağı ve aile bireyleri ile olan yaklaşımlarından etkilenir.
Bebeği ile bağ kuramama, yetersizlik, bebeğe zarar verme korkusu, panik atak gibi belirtiler, annenin yaşamını olumsuz etkiler. Doğum sonrasında, annenin vücudunda olan, fiziksel ve hormonel dğişiklikler bir fırtına etkisindedir.
Bu değişiklikler, hormonal çöküş, bedensel yorgunluk, sosyal ile bağlantılı olarak, sosyal izolasyon, bedenin tekrar eski haline gelememe korkusu, eş desteğinin yetersiz olması ile artış gösterebilir.
Depresyona giren annenin iyileşme sürecinde, sadece fiziksel iyileşme desteği yeterli olmayabilir. Bu durum tedavisi mümkün olan bir durum olmasına karşın, annenin yargılanma ve zayıflık belirtisi göstermemek için genellik sakladığı ruh hali olabilir.
Psikoterapi, ilaç tedavisi, sosyal destek gibi seçenekler ile iyileşme sağlanabilir. Bu zorlu süreç annenin, bebek ile ve yakın çevresi ile uyumunu ve bağını güçlendirmesi için gereklidir.

Psikotik Depresyon
İlerlemiş majör depresif, sanrı ve halüsinasyonların ortaya çıktığı, ilerlemiş depresyon durumudur. Kişinin, diğer depresyon türlerinden farklı olarak, zihninde farklı bir gerçeklik oluşturması ve etkilerinin ortaya çıkması söylenebilir.
Tedavi yaklaşımı kompleks ve sadece danışmanlıkla değil, antidepresanlar ile sağlanabilir. Ciddi durumlarda, acil destek ve hastaneye yatışı gerektirebilir.
Depresyon Sürecinde Psikolojik Danışmanlık
Kişinin depresyon durumunda, kendi başıma altından kalkarım yerine, profesyonel psikolog yardımı ile süreci kolaya atlatması ve rehberlik ile yeniden ayağa kalkmasına yardımcı olur.
Danışanın psikolog, tarafından yargılanmadan, eleştirilmeden, bir güven bağı inşa etmesi ile başlayan süreçte, farkındalık, değişim, ile depresyonun etkileri ortadan kaldırmak, ve hayat kalitesini artırmak amaçlanır.
Psikolojik danışmanlık, depresyonda olan bireyin, yoğun öfke, keder, hissizlik gibi duygularının altında yatan ihtiyaçlarını ortata çıkartarak, ihtiyaçlarını anlamlandırmayı öğretir. Gerek stresli yaşamın getirdiği olaylara karşı direnç kazanmak, öz şefkat gelilştirmek ve gevşeme egzersizleri gibi pratikleri kazandırır.